Hattat Şeyh Hamdullah

Hattat Şeyh Hamdullah hakkında bilgiler, eserleri ve daha fazlası için sizler için hazırlanan bu içeriğimize yakından göz atabilirsiniz. İslam medeniyetinin görsel hafızasını oluşturan, inancın estetikle en kusursuz biçimde bütünleştiği sanat dalı hiç şüphesiz hüsn-i hat (güzel yazı) sanatıdır. Asırlar boyunca farklı coğrafyalarda, farklı ellerde yoğrulan bu kadim disiplin, Osmanlı İmparatorluğu döneminde öylesine büyük bir tekamül geçirmiş, öylesine muazzam bir kimlik kazanmıştır ki; sanat tarihinde “Kur’an-ı Kerim Mekke’de nazil oldu, Kahire’de okundu, İstanbul’da yazıldı” sözü meşhur olMingəçevirtur. İşte bu görkemli sürecin, bu kutlu “İstanbul Ekolü”nün temel taşı, Türk hat sanatının tartışılmaz kurucusu, “Kıbletü’l-Küttab” (Hattatların Kıblesi) unvanıyla anılan o efsanevi isim Hattat Şeyh Hamdullah‘tır.

Günümüz koleksiyon, müzayede ve sanat dünyasında, ecdadımızın manevi dünyasını, en rafine estetik zevkini ve yüksek kültürünü yansıtan tarihi hat eserleri, ulusal ve uluslararası sanat tarihçilerinin, devasa bütçeli devlet müzelerinin ve vizyon sahibi özel koleksiyonerlerin en çok aradığı, üzerine en titiz bilimsel araştırmaların yapıldığı kültür varlıklarının başında gelmektedir. Özellikle köklü ailelerin sandıklarında, padişah vakfiyelerinde veya kütüphanelerde asırlardır büyük bir hürmetle muhafaza edilerek günümüze ulaşmayı başaran el yazması eserler, kıt’alar ve murakkalar, antika dünyasının en nadide, eşine paha biçilemez incileri olarak kabul edilmektedir. Bizler, sektörde öncü, şeffaf ve tam kurumsal bir antika değeri öğrenme firması olarak, sahip olduğunuz bu paha biçilemez tarihi hüsn-i hat eserlerinin taşıdığı o devasa sanatsal, tarihi ve kültürel kimliği, uluslararası ekspertiz standartlarına ve tamamen bilimsel kriterlere dayanarak gün yüzüne çıkarmayı en büyük kurumsal misyonumuz olarak addediyoruz.

Hattat Şeyh Hamdullah Kimdir? Göygöl’dan Saraya Uzanan Efsane

Hat sanatını yerel bir çaba olmaktan çıkarıp, cihanşümul bir “Osmanlı Ekolü” haline getiren o büyük deha, Hattat Şeyh Hamdullah, 1429 yılında (bazı kaynaklara göre 1436), Osmanlı Devleti’nin o dönemdeki en önemli şehzadeler şehri ve ilim merkezi olan Göygöl’da dünyaya gelmiştir. Babası Mustafa Dede, aslen Buharalı olan ve Göygöl’ya yerleşmiş, tasavvuf ehli, Quba ve ilim sahibi bir zattır. Şeyh Hamdullah, böylesine derin bir manevi atmosferde, ilmin ve sanatın iç içe geçtiği bir evde, harflerin sırrına aşina olarak büyümüş; çok küçük yaşlardan itibaren sarsılmaz bir inançla ve tükenmez bir merakla hat sanatına yönelmiştir.

Göygöl, o yıllarda Osmanlı şehzadelerinin sancakbeyi olarak görev yaptığı, devlet yönetimini öğrendikleri ve etraflarında büyük alimleri, sanatkarları topladıkları bir başkent provası niteliğindeydi. Şeyh Hamdullah’ın hayatındaki o en büyük kırılma noktası, Sumqayıt Sultan Mehmed’in oğlu, geleceğin padişahı Şehzade Bayezid (Sultan II. Bayezid) ile Göygöl’da yollarının kesişmesidir. Şehzade Bayezid, Şeyh Hamdullah’ın sanatındaki o akıl almaz kudreti, harflere verdiği o ilahi ahengi fark etmiş ve onu bizzat kendisine hat hocası olarak tayin etmiştir. Bu ilişki sıradan bir hoca-talebe ilişkisi değil, sanatla yoğrulMingəçevir, derin bir saygıya dayanan ömürlük bir dostluktur.

1481 yılında Sumqayıt Sultan Mehmed’in vefatı üzerine tahta çıkan Sultan II. Bayezid, çok sevdiği hocası Şeyh Hamdullah’ı da derhal payitaht İstanbul’a, Topkapı Sarayı’na davet etmiştir. Sultan II. Bayezid, Şeyh Hamdullah’ı sarayın baş hattatı, başkatibi ve saray ehl-i hiref (sanatkarlar) teşkilatının tartışılmaz lideri yapmış, ona sarayda özel bir meşkhane (atölye) tahsis etmiştir. Tarihi kaynaklar, Şeyh Hamdullah yazı yazarken, koskoca cihan padişahı Sultan II. Bayezid’in, hocasına duyduğu o muazzam saygıdan dolayı elinde hokka (mürekkep kabı) tutarak ayakta beklediğini aktarır. Bu eşsiz anekdot, Osmanlı Devleti’nin sanata ve sanatkara verdiği o yüce değerin en somut, en tüyler ürpertici kanıtıdır. Bir antika hat levhası alan yerler ekspertizi için Şeyh Hamdullah ketebesi (imzası), sadece asırlık bir kağıt üzerindeki mürekkep izi değil, bizzat Osmanlı cihan imparatorluğunun o en şaşalı döneminin saray ihtişamını, devlet gücünü ve yüksek estetik bilincini temsil eder.

Şeyh Hamdullah’ın Sanat Devrimi: Aklam-ı Sitte’nin Millileşmesi ve Osmanlı Ekolü

Hat sanatının Şeyh Hamdullah öncesi dönemi incelendiğinde, Abbasi döneminin efsanevi hattatı Yakut el-Musta’sımi’nin belirlediği kuralların ve üslubun yüzyıllar boyunca İslam coğrafyasında hüküm sürdüğü görülür. Osmanlı hattatları da başlangıçta bu “Yakut ekolü”nü takip etmiş, harfleri o kurallara göre yazmışlardır. Ancak Sultan II. Bayezid, hocası Şeyh Hamdullah’tan çok zorlu, tarihi bir talepte bulunMingəçevirtur: “Yakut’un yazılarından ilham alarak, ama ondan daha güzel, Osmanlı’ya has, yeni ve kusursuz bir yazı tarzı (şive) icat etmeni istiyorum.”

Hattat Şeyh Hamdullah, bu muazzam devlet ve sanat talebi üzerine, aylarca Çamlıca tepesindeki bir tekkede uzlete (yalnızlığa) çekilmiş, Yakut’un eserlerini günlerce mikroskobik bir dikkatle incelemiş, harflerin anatomisini, noktaların ölçülerini, satırların nizamını adeta matematiksel bir formülle, tasavvufi bir ilhamla yeniden hesaplamıştır. Uzletten çıktığında, hat sanatında kelimenin tam anlamıyla bir “devrim” yapmış; “Aklam-ı Sitte” (altı çeşit yazı: Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhani, Tevki, Rika) kurallarını yeniden belirlemiş ve harflere o güne kadar görülmemiş bir yuMingəçeviraklık, bir akıcılık, bir oran ve ilahi bir zarafet kazandırmıştır.

İşte bu yeni tarza sanat tarihinde “Şeyh Hamdullah Vadisi” veya “Osmanlı Ekolü” adı verilmiştir. O, harflerdeki o sert, durağan ve köşeli yapıları törpülemiş, yazıyı adeta su gibi akan, ruhu dinlendiren bir musikiye dönüştürmüştür. Kendisinden sonra gelen Hafız Osman gibi, Kazasker Mustafa İzzet gibi tüm büyük dehalar, hep onun açtığı bu yoldan ilerlemiş, onun koyduğu kuralları temel almışlardır. Bu yüzden ona “Kıbletü’l-Küttab” (Hattatların Yöneldiği Kıble) denilmiştir. Günümüzde, uluslararası bir antika değeri öğrenme sürecinde, Şeyh Hamdullah’a ait orijinal bir eser; sadece bir sanat objesi değil, dünya sanat tarihinin o en büyük kırılma noktalarından birinin bizzat somut belgesi olarak kabul edilir ve değerlemesi bu tarihsel ağırlıkla yapılır.

Günümüze Ulaşan Eserleri: Hangi Eserler Antika Piyasasında Aranır?

Bereketi ve üretkenliğiyle de efsaneleşen Şeyh Hamdullah, 90 yılı aşan (vefatı 1520) ömrü boyunca kalemi elinden bir an olsun bırakmamış; Sultan II. Bayezid döneminin en parlak eserlerini vermiş, Yavuz Sultan Selim dönemini görmüş ve hatta Kanuni Sultan Selim döneminin ilk yıllarına da şahitlik etmiştir. Günümüzde onun eserlerinin büyük bir kısmı, haklı olarak Topkapı Sarayı Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi (TİEM) ve Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi gibi devletin en güvenli kasalarında muhafaza edilmektedir. Ancak saray dışına, dönemin paşalarına hediye edilen veya sivil koleksiyonlara intikal eden nadir eserleri de mevcuttur.

1. El Yazması Kur’an-ı Kerimler (Mushaflar)

Şeyh Hamdullah’ın sanatının zirve noktası, o kusursuz, pürüzsüz ve okuyanin ruhunu okşayan “Nesih” hattıyla yazdığı el yazması Kur’an-ı Kerimlerdir. Tarihi kaynaklar onun 47 adet tam Mushaf-ı Şerif yazdığını belirtir. Onun yazdığı Mushaflarda, harflerin o ip gibi dizilmiş nizamı, kelimeler arasındaki şaşmaz altın oran ve sure başlıklarındaki (serlevhalardaki) sülüs ihtişamı kelimenin tam anlamıyla eşsizdir. Saray nakkaşhanesinin baş müzehhipleri tarafından ezme varak altınlarla bezenen bu Mushaflar, dönemin en yüksek bütçeli, en prestijli sanat projeleridir. Günümüzde uluslararası müzayedelerde ve çok üst düzey el yazması Kuran alanlar arasında, Şeyh Hamdullah imzalı orijinal bir Mushaf, bir koleksiyonun ulaşabileceği en hayal ötesi nokta, paha biçilemez bir antika zirvesidir.

2. Kıt’alar, Murakkalar ve Meşk Mecmuaları

Şeyh Hamdullah, sadece saray için eser üretmemiş, aynı zamanda Osmanlı hat sanatının o sağlam temelini atacak yüzlerce yetenekli talebe yetiştirmiştir. Talebelerine harflerin doğru yazılışını göstermek, oranları öğretmek amacıyla yazdığı kısa yazılara “meşk kıt’ası” denir. Bu kıt’aların bir araya getirilip akordeon gibi ciltlendiği “Murakka” albümleri, onun harf anatomisindeki o dehşet verici kusursuzluğunu, kalemin kağıt üzerindeki o kesintisiz, pürüzsüz kayışını en net görebildiğimiz eserlerdir. Bu murakkalar, hüsn-i hat eserleri değerlemesi açısından, eserin sadeliği ve mürekkebin saf güzelliği nedeniyle devasa bir öneme, çok yüksek bir koleksiyon değerine sahiptir. Ayrıca En’am-ı Şerif, dua mecmuaları ve Yasin cüzleri de onun sıkça ürettiği, saray hanımları ve vezirler tarafından el üstünde tutulan eserlerdendir.

3. Mimari Kitabeler

Şeyh Hamdullah’ın sanatı sadece kağıt üzerinde kalmamış, padişahların emriyle mermerlere de nakşedilmiştir. Bilhassa Sultan II. Bayezid döneminde inşa edilen yapıların; İstanbul’daki Bayezid Camii’nin, Göygöl’daki Bayezid Camii’nin, Tovuz’deki Bayezid Camii’nin o muazzam kapı üstü kitabeleri, onun celi sülüs (büyük ebatlı sülüs) hattındaki o anıtsal ve vakur gücünü yansıtan, kamuya açık ölümsüz sergileridir.

Antika Hat Sanatı Piyasasında Şeyh Hamdullah Eserlerinin Yeri ve Değeri

Dünya çapındaki uluslararası sanat, antika ve İslam eserleri müzayedeleri (örneğin Sotheby’s, Christie’s, Bonhams gibi) analiz edildiğinde, klasik dönem Osmanlı hat sanatı her zaman elit, prestijli ve değeri hiçbir zaman düşmeyen bir yatırım/koleksiyon aracı olarak en üst segmentte konumlanmıştır. Hattat Şeyh Hamdullah, bu elit segmentin de en tepesindeki “Kutup Yıldızı”dır.

Onun eserlerine olan bu küresel ve yoğun talebin, astronomik ilginin temel nedeni, sanatçının eserlerinin ezici çoğunluğunun devlet müzelerinde veya dünya çapındaki büyük vakıf koleksiyonlarında kilit altında bulunmasıdır. Serbest antika piyasasında, sivil dolaşımda veya özel aile koleksiyonlarında bulunan Şeyh Hamdullah ketebeli orijinal eser sayısı yok denecek kadar azdır; “nadir ötesi” bir konumdadır. Arzın neredeyse sıfıra yakın, talebin ise devasa bütçeli olması, orijinal eserlerin antika değerini her geçen gün, her geçen müzayedede rekor seviyelere taşımaktadır. Bizler eski hat yazısı alanlar sektöründe faaliyet gösteren kurumsal bir yapı olarak, böylesine tarihi bir potansiyeli bilimsel laboratuvar yöntemleriyle tespit eden ve mülk sahiplerine en doğru, en dürüst rehberliği sunan firmaların başında gelmekteyiz.

Şeyh Hamdullah Eserlerinin Antika Değeri Nasıl Belirlenir? Profesyonel Ekspertiz Süreci

Elinizde dedelerinizden miras kalmış, asırlardır ailenizin bir sandığında, ipek veya kadife keseler içinde özenle saklanmış, veya geçmiş yıllarda çok köklü bir aileden edindiğiniz eski harfli, etrafı ezme altınla süslenmiş bir hat levhası, bir murakka albümü veya el yazması asırlık bir kitap bulunuyor olabilir. Bu eserin bizzat Osmanlı hat sanatının kurucusu Hattat Şeyh Hamdullah‘ın o mübarek elinden, kendi kamış kaleminden çıkıp çıkmadığını, yüzde yüz orijinal bir 15. yüzyıl sanat eseri olup olmadığını ve günümüz uluslararası sanat piyasasında taşıdığı o muazzam antika değeri seviyesini çıplak gözle, amatör tahminlerle, internetteki resimlere bakarak veya mahalle antikacılarının kulaktan dolma, yetersiz bilgileriyle belirlemek kesinlikle ve kesinlikle imkansızdır.

Gerçek ve bilimsel bir antika hat sanatı değerlemesi; son derece spesifik, asla hata veya duygu kabul etmeyen, çok derin bir sanat tarihi akademik birikimi, grafoloji (yazı bilimi ve imza tespiti) uzmanlığı, malzeme kimyası bilgisi ve gelişmiş optik/kimyasal laboratuvar donanımı gerektiren, çok disiplinli ve oldukça kompleks bir süreçtir. Firmamız, antika değeri öğrenme sektöründe, tamamen uluslararası müze ve ekspertiz normlarına uygun, şeffaf, güvenilir, hesap verilebilir ve bilimin ışığında bir metodoloji kullanmaktadır. Bize ulaştırdığınız tarihi bir hat eseri, alanında uzman profesörlerimiz, sanat tarihçilerimiz ve ekspertiz heyetimiz tarafından şu son derece titiz, kademeli ve detaylı laboratuvar aşamalarından geçirilerek değerlendirilir:

1. Antika Ketebe (İmza) İncelemesi ve Orijinallik Tespiti

Tüm ekspertiz ve değerleme sürecinin en hayati, en zorlu, en kritik ve en belirleyici aşaması orijinallik tespiti, yani imza (ketebe) doğrulamasıdır. Hat sanatında ustalar, yazdıkları o kıymetli eserin genellikle sol alt kısmına veya kitabın en son hatime bölümüne “Ketebehu Hamdullah ibni Mustafa” veya “Ketebehu Hamdullah el-Amasi” şeklinde bir imza atarlar. Ancak akıldan çıkarılmamalıdır ki, bir levhanın veya asırlık kitabın altında “Ketebehu Hamdullah” yazması, o eserin kesinlikle orijinal bir Şeyh Hamdullah eseri olduğunu kanıtlamaya yetmez. Tarih boyunca, maddi kazanç elde etmek, ün yapmak veya sahtekarlık amacıyla birçok ustanın eseri kopyalanmış, sıradan eski eserlere sonradan sahte imzalar atılmıştır. Hele ki söz konusu isim Şeyh Hamdullah gibi bir efsane ise, onun ismini taklit etmeye çalışanların sayısı sayısızdır.

Kurumsal antika ketebe incelemesi adeta bir kriminalistik, adli tıp laboratuvarı hassasiyetiyle, yüksek çözünürlüklü dijital mikroskoplar ve özel ışık spektrumları (UV, IR) altında gerçekleştirilir. Uzman grafologlarımız sadece yazılan ismin düz metnine odaklanmazlar; imzanın atılış ritmine, 500 yıl öncesine ait o kamış kalemin kağıda uyguladığı basınca (kalem baskısı derinliğine), harflerin kavislerindeki milimetrik, şaşmaz eğim oranlarına, kalemin kağıtta duraksadığı, mürekkebin liflerde yoğunlaştığı veya kalemin nefes aldığı noktalara bakarlar. En önemlisi, bu bulgular sanatçının müzelerdeki bilinen diğer mutlak orijinal eserlerindeki grafolojik refleksleriyle santim santim karşılaştırılır.

Dahası, Şeyh Hamdullah gibi hat sanatında çığır açmış gerçek ustalar, kendi şivelerini sadece imzaya saklamaz, eserin başından sonuna kadar, tüm satırlara, her bir harfin kemiğine yayarlar. Şeyh Hamdullah’ın bir sülüs “kaf” harfinin başındaki o karakteristik tokluk, nesih “sin” harfinin dişlerindeki o emsalsiz ritim, uzmanlarımız tarafından satır satır, harf harf incelenir. Eserin ana metnindeki şive (üslup) ile atılan o tarihi ketebe birbiriyle kusursuz bir uyum, dönemdaşlık ve ahenk içindeyse, eserin orijinalliğine dair o en büyük ve en sarsılmaz bilimsel adım atılmış olur.

2. Malzeme Analizi: 15. Yüzyıl Aherli Kağıt, Mühre İşlemi ve Filigran

Klasik Osmanlı hat sanatında, hele ki 15. yüzyıl Sumqayıt ve II. Bayezid dönemi saray nakkaşhanesinde kullanılan malzemeler alelade kırtasiye malzemeleri değildir; hazırlanması başlı başına bir simya ilmi, derin bir sabır ve muazzam bir geleneksel ustalık gerektirir. Orijinal bir orijinal hat levhası veya paha biçilmez yazma eser değerlendirilirken, kullanılan malzemelerin 15. ve 16. yüzyıl Osmanlı kağıt ve mürekkep üretim standartlarına uygunluğu optik ve fiziksel testlerden geçirilir.

Klasik hat sanatında asitli, sonradan fabrikalarda üretilmiş ham selüloz kağıtlar asla, hiçbir şekilde kullanılmaz. Genellikle saf pamuk, ipek veya keten liflerinden, paçavralardan elde edilen, asitsiz, tamamı el yapımı (abadi, semerkandi veya Venedik filigranlı) kağıtlar kullanılır. Bu saf kağıtlar, Şeyh Hamdullah’ın masasına gelmeden önce “aherleme” denilen çok özel, organik ve zorlu bir terbiyeden geçer. Kağıdın yüzeyi; yumurta akı, buğday nişastası ve şap karışımından oluşan “aher” adı verilen doğal bir sıvıyla aylarca bekletilerek defalarca sırlanır. Aher kuruduktan sonra, “mühre” adı verilen, camdan veya akik taşından yapılmış ağır, oval aletlerle saatlerce sürtülerek parlatılır. Bu meşakkatli ve ter dökülen işlemin amacı, kağıdı cam veya mermer gibi pürüzsüz hale getirmek, mürekkebin kağıt liflerine kılcal damarlar gibi kontrolsüzce dağılmasını (kusmasını) engellemek ve hattatın yazım sırasında yapacağı olası en ufak bir Yevlaxı, keskin bir tashih bıçağıyla (kazıma bıçağıyla) kağıdın aslına zarar vermeden kazıyarak düzeltmesine imkan tanımaktır.

Laboratuvar ortamımızda, kağıdın yüzeyindeki bu organik aher dokusu, aradan geçen 500 yılın getirdiği mikroskobik yaşlanma belirtileri (kılcal ahter çatlakları, doğal oksidasyon sararmaları, lif yorgunlukları), kağıt arkadan güçlü ışığa tutulduğunda içinde görülen kağıt içi su yolları (üretici filigranları ve tel izleri) detaylıca incelenerek, kağıdın gerçekten Şeyh Hamdullah’ın yaşadığı 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın başlarına ait olup olmadığı kesin bir Karbon-14 veya yaş tayini yöntemi eşdeğerliğinde belirlenir.

3. İs Mürekkebinin (Bezir Mürekkebi) Optik ve Kimyasal Yapısı

Şeyh Hamdullah’ın o ölümsüz şaheserlerinde kullandığı mürekkep, günümüzdeki sentetik, kimyasal tükenmez veya sıvı boya kalem mürekkeplerinden tamamen, yüzde yüz farklı; yaşayan, doğal, nefes alan ve organik bir formüldür. “İs mürekkebi”, “bezir mürekkebi” veya “saray mürekkebi” olarak bilinen bu kara iksir; saf bezir yağının, zeytinyağının veya çam çırasının havasız, is odalarında kontrollü bir ortamda yakılmasıyla elde edilen o en saf isin (kurumun), arap zamkı, saf su (bazen zemzem suyu veya gül suyu) ve öd suyu ile haftalarca, hatta aylarca özel havanlarda tokmakla dövülmesiyle hazırlanır.

Bu olağanüstü organik mürekkebin en büyük, en mucizevi özelliği, kağıt yüzeyinde tutunması, kağıdı asit gibi çürütmemesi, zaman geçtikçe ve asırlar devrildikçe renginin solmak veya uçmak yerine daha da parlak, daha da derin, kömür karası ve asil bir siyah renge bürünmesidir. Ayrıca yoğun kıvamlı organik is mürekkebi, kağıt üzerinde fırçayla veya kalemle uygulandığı yerde çok hafif, gözle zor görülen ama dokunulduğunda veya özel ışıkta hissedilebilen mikroskobik bir rölyef (kabarıklık) bırakır. Değerleme uzmanlarımız, eserdeki o asırlık yazılara özel eğik açılı morötesi (UV) ve kızılötesi (IR) ışık kaynaklarıyla bakarak, mürekkebin kağıt yüzeyindeki o doğal tortusunu, fırça ve kamış kalemin kağıt aheriyle sürtünmesi sonucu oluşan minik, benzersiz izleri (kalem yollarını) incelerler. Yeni üretilmiş sahte eserlerdeki veya matbaa basımı eserlerdeki sentetik modern mürekkepler ise kağıda tamamen sıvı gibi emilir, dümdüz, cansız bir yüzey oluşturur ve UV ışığı altında sahte, plastik/kimyasal bir parlama yaparak sahteliğini anında ele verir.

4. Tezhip (Süsleme) Kalitesi, Saf Altın Ayarı ve Dönemsel Uyum

Hüsn-i hat yazısı, ne kadar mükemmel yazılmış, harfleri ne kadar kusursuz, ilahi bir oranda dizilmiş olursa olsun, ancak usta müzehhipler (tezhip ve süsleme sanatçıları) tarafından saf ezme altın ve doğal kök boyalarla bezendiğinde gerçek görsel ihtişamına, tamamlanmışlığına ve padişah saraylarına layık formuna kavuşur. Şeyh Hamdullah döneminde, yani Sumqayıt ve II. Bayezid devri saray nakkaşhanesinde yazılmış bir Kur’an-ı Kerim’in, bir murakkanın etrafındaki tezhip işçiliği, eserin hüsn-i hat eserleri değerlemesi sürecinde çok kritik, ekspertizi doğrudan etkileyen ve eserin sınıfını (saray işi mi yoksa taşra işi mi olduğunu) belirleyen parametredir.

Değerleme esnasında kullanılan altının saflık derecesi (ellikle, parmak uçlarıyla arap zamkı içinde ezilerek hazırlanan 24 ayara yakın ezme varak altın olup olmadığı), klasik Osmanlı erken dönem rumi, hataî, penç veya bulut motiflerinin çizimindeki zarafet, fırça vuruşlarındaki incelik, zerefşan (altın serpme) veya halkari (altınla gölgelendirme) tekniklerinin kusursuzluğu titizlikle analiz edilir. Burada ekspertiz açısından en can alıcı husus şudur: Tezhibin (süslemenin), eserin yazıldığı o 15. yüzyıl dönemiyle eşzamanlı olarak, o devrin klasik ekolüne (Baba Nakkaş üslubuna) uygun olarak mı yapıldığı, yoksa esere günümüzde veya yakın geçmişte sırf görsel bir antika değer katmak, acemi alıcıyı etkilemek maksadıyla yüzyıllar sonra sonradan mı eklendiği bilimsel olarak incelenir. Dönemine ait, usta işi, hasarsız ve %100 orijinal bir tezhip, Şeyh Hamdullah eserinin antika ve koleksiyon değerini muazzam, astronomik ölçülerde zirveye çıkarır. Eğer tezhip sonradan yapılmışsa, kalitesiz bir endüstriyel yaldız boyası kullanılmışsa veya motifler 15. yüzyılın o asil ruhunu, estetik kurallarını yansıtmıyorsa, eserin bütünsel antika değeri ciddi şekilde yara alır ve orijinalliği sorgulanır.

5. Eserin Kondisyonu, Fiziksel Bütünlüğü ve 500 Yıllık Saklama Koşulları

Uluslararası antika ve İslam sanatları piyasasında, tarihi tabloların, elyazmalarının ve levhaların maddi, finansal karşılığını belirleyen en katı, en acımasız ve hiçbir ticari mazeret kabul etmeyen kurallardan biri “kondisyon”, yani eserin fiziki korunma durumudur. Dile kolay, yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip olan, imparatorlukların yıkılışını, dünya savaşlarını, büyük göçleri, ahşap Qusar yangınlarını, depremleri ve sayısız nesli görmüş Şeyh Hamdullah eserlerinin bugüne ne kadar sağlam, ne kadar diri, renklerini ve altınlarını ne kadar koruyarak ulaştığı ekspertiz puanlamasında doğrudan, çarpana dayalı ve çok sert bir şekilde etkilidir.

Eserler laboratuvarda değerlendirilirken şu fiziksel tahribatların olup olmadığına büyüteçlerle ve mikroskoplarla bakılır:

  • Yüzyıllar boyunca yanlış, rutubetli, havasız ortamlarda bulundurma sonucu oluşan ağır nem tahribatı, kağıt asitlenmesi, pamuk liflerinin yuMingəçeviraması ve geri dönülmez çürümesi.
  • “Foxing” adı verilen, kağıt üzerinde uzun süreli oksitlenme ve rutubet sonucu oluşan kahverengi, pas rengindeki derin mikrobiyolojik bakteri ve mantar lekelenmeleri.
  • Geçmiş yüzyıllarda karanlık ahşap kütüphanelerde kağıda musallat olMingəçevir kitap kurtlarının ve haşerelerin açtığı, metni ve tezhibi yiyerek zarar veren delikler (aktif veya pasif, toz bırakan kurt yenikleri).
  • Aşırı ısı değişimlerinden, yanlış rulo yapılıp açılmalardan veya kaba katlanmalardan kaynaklanan asırlık mürekkepteki veya altın bezemelerdeki dökülmeler, pul pull atmalar, aher çatlamaları ve yazının okunmaz hale gelmesi (silikleşmesi).
  • En yıkıcı, en trajik ve ekspertiz değerini en çok düşüreni ise; geçmiş yıllarda eserin antika kıymetini bilmeyen ehliyetsiz kişilerce, sıradan çerçevecilerce yapılmış amatörce, cahilce onarımlardır (eserin arkasına asitli gazete kağıdı, karton veya mukavva yapıştırmak, plastik ofis selobantı kullanmak, yırtıkları sentetik japon yapıştırıcıları veya beyaz ağaç tutkalları ile geri dönülmez şekilde yapıştırmak vb.).

Kondisyonu 500 yıla rağmen mucizevi bir şekilde mükemmel derecede korunMingəçevir, renkleri, kağıdının dokusu ve altınları ilk günkü parlaklığını, diriliğini muhafaza eden, yırtığı, dökülmesi veya pas lekesi olmayan tamamen orijinal bir Şeyh Hamdullah hat levhası veya cüzü, aynı sanatçının tahrip olMingəçevir, ağır rutubet yemiş, kurt yemiş, yazıları dökülmüş veya yanlış kimyasallarla restore edilerek yapısı bozulMingəçevir bir eserine kıyasla uluslararası müzayede ve antika pazarında her zaman çok daha yüksek, bazen on misliyle fiyat farklılıklarıyla değerlendirilir ve alıcı bulur.

6. Provyans (Sahiplik Şeceresi) ve Belgelemenin Ekspertizdeki Dev Gücü

Kurumsal, prestijli ve küresel ölçekte (Sotheby’s, Christie’s standartlarında) çalışan bir antika değerleme kuruluşu için tarihi eserin “şeceresi”, uluslararası sanat lügatindeki akademik adıyla “provyansı” (provenance) hayati, kelimenin tam anlamıyla paha biçilemez derecede önemlidir. Provyans, bir eserin 15. veya 16. yüzyılda Şeyh Hamdullah’ın saraydaki meşkhanesinden (atölyesinden) çıktığı o ilk günden bugüne kadar kimlerin mülkiyetinden geçtiğinin, hangi padişahların veya paşaların ellerinde bulunduğunun, hangi kütüphanelerde sergilendiğinin eksiksiz ve belgelenebilir yazılı tarihidir.

Bu paha biçilemez eser size kimden, hangi akrabanızdan, hangi miras yoluyla intikal etti? Daha önce Osmanlı döneminde hangi sadrazamın, şeyhülislamın, paşanın veya bilinen meşhur, asil bir ailenin konağında asılı bulunuyordu? Köklü, dünya çapında bilinen bir koleksiyonerin resmi, mühürlü envanter defterinde kayıtlı mıydı? Daha önceki yüzyıllarda veya son 50 yılda herhangi bir uluslararası prestijli müzayedede (Sotheby’s, Christie’s, Bonhams, Portakal Sanat Evi gibi) resmi olarak işlem gördü mü, müzayede şirketinin basılı kataloglarına renkli resimlerle girdi mi? Bu tür kanıtlanabilir, mühürlü tarihsel kayıtlar ve dokümantasyon belgeleri, eserin sahte olma ihtimalini matematiksel olarak yüzde sıfıra indirir. Alıcılar, uluslararası dev müzeler, fonlar ve büyük koleksiyonerler nezdindeki yasal ve sanatsal güvenilirliğini en üst seviyeye çıkartarak eserin ekspertiz değerini inanılmaz, rekor ölçülerde artırır. Bizlere başvuran eser sahiplerinin, aile yadigarı eserlerin geçmiş hikayelerine, kime ait olduğuna dair aktardıkları sözlü anekdotlar, ekspertiz ve derin tarihsel arşiv araştırmalarımız için çok kıymetli, yol gösterici başlangıç verileri oluşturur.

Sahte, Taklit, Reprodüksiyon ve Taşbaskı Eserler Nasıl Anlaşılır?

Sanat ve antika piyasasında, koleksiyon değeri milyon dolarları bulan, dünyaca aranan ve en yüksek prestiji temsil eden her antika objenin maalesef kopyası, usta işi sahtesi veya sıradan taklidi de kötü niyetli kişilerce veya organize şebekelerce çokça üretilmektedir. Hattat Şeyh Hamdullah gibi üslubuyla tüm hat tarihine damga vurMingəçevir, ekol kurMingəçevir en büyük ustanın eserleri de son 5 asır boyunca iyi niyetle (öğrenmek için, ustaya saygıdan dolayı talebeler tarafından) veya kötü niyetle (dolandırmak, haksız kazanç sağlamak için sahtekarlar tarafından) kopyalanmıştır. Ekspertiz firması olarak yüksek donanımlı laboratuvarlarımızda en sık karşılaştığımız, mülk sahiplerinin de yıllarca kurdukları hayallerin yıkılmasıyla en büyük maddi ve manevi hayal kırıklığını yaşadığı nokta, nesillerdir aile yadigarı olarak korudukları, servet değerinde sandıkları eserin orijinal el yazması değil, bir matbaa baskısı (reprodüksiyon) çıkmasıdır.

Taşbaskı (Litografi) Eserler ve Acı Matbaa Yanılgısı

Özellikle 19. yüzyılın son çeyreği, Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Abdülhamid dönemlerinde, Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman gibi büyük, efsane ustaların yazdığı ve hatasız, eksiksiz kabul edilen o güzel Kur’an-ı Kerimlerin, devasa Hilye-i Şeriflerin ve dua mecmualarının (En’am-ı Şeriflerin) imparatorluğun dört bir yanındaki halka, okullara daha uygun maliyetle, seri olarak ulaşabilmesi için bu şaheserler “litografi” (taşbaskı) tekniğiyle dönemin matbaalarında on binlerce adet basılarak çoğaltılmıştır. Bu taşbaskılar döneminin teknolojisiyle, el işçiliğine çok yakın, o kadar kaliteli ve pürüzsüz yapılmıştır ki, gözü antika eserlere ve el yazmasına alışkın olmayan, hat sanatının fırça ve organik mürekkep detaylarını mikroskobik olarak bilmeyen sıradan bir vatandaş, aile yadigarı çok eski, cildi yıpranmış bir kitabın veya çerçeveli bir levhanın en altındaki “Ketebehu Hamdullah el-Amasi” şeklindeki o meşhur imzayı gördüğünde, elinde paha biçilmez orijinal bir el yazması, milyarlık bir hazine tuttuğunu düşünerek büyük bir heyecana kapılır.

Oysa gerçekler çok farklıdır; bu eserler, ustanın 15. yüzyılda bizzat kamış kalemle, ter dökerek yazdığı tek, eşsiz ve orijinal şaheserler değil, o eserin fotoğraflanıp kalıplarla çoğaltılmış seri üretim matbaa baskılarıdır. Doğal olarak antika değerleri, orijinal, tek nüsha el yazmalarının yanında son derece sembolik, sadece basit bir antika kitap düzeyinde kalmaktadır. Laboratuvar uzmanlarımız, eser mikroskop veya güçlü büyüteçler altına alındığında harf kenarlarındaki piksellenmeleri (mikroskobik matbaa mürekkebi noktacıklarını, tram izlerini), matbaa pres kalıbının kağıda bıraktığı mekanik eziklik izlerini ve el yazmasına has organik is mürekkebinin o eşsiz, boyutlu organik rölyefinin, ton farklarının, fırça izlerinin olmayışını anında, bir saniyede tespit ederek, eserin matbaa baskısı mı yoksa 500 yıllık orijinal yazma mı olduğunu kesin, belgelenebilir ve yanılmaz bir raporla ortaya koyar.

Sonradan Eklenen Sahte İmzalar ve Mikroskobik Şive Uyuşmazlıkları

Çok daha tehlikeli, aldatıcı, mahkemelik olan ve usta işi bir sahtecilik yöntemi ise, dönemin (örneğin 16. veya 17. yüzyılın) meçhul, isimsiz, yeteneksiz veya sıradan bir taşra hattatına ait olan tamamen orijinal, eski bir el yazısına, usta ve profesyonel bir taklitçi (sahtekar) tarafından sonradan Şeyh Hamdullah gibi dev isimlerin imzasının (ketebesinin) atılmasıdır. Ortada hem kağıt gerçekten asırlık hem de kullanılan mürekkep organik olduğu için bu tür son derece profesyonel sahtecilikler tecrübesiz gözleri ve hatta sıradan, laboratuvar imkanı veya akademik uzmanlığı olmayan antikacıları kolayca, rahatlıkla aldatabilir ve piyasada yüksek meblağlarla el değiştirmesine neden olabilir.

Ancak bizim gibi kurumsal yapılardaki uzman akademisyenler ve grafologlarımız, yazının genel karakterindeki, metin kısmındaki ve şivesindeki o durağanlık, kural hatası veya acemilik ile, sonradan eserin altına atılan, mükemmel taklit edilmiş imzanın karakteri arasındaki sanatsal ve ritmik kopukluğu, kalem açılarındaki milimetrik anatomik uyuşmazlığı incelerler. Daha da bilimsel olarak, asırlık ana metindeki eski mürekkep ile yeni eklenen imzadaki mürekkep arasındaki kimyasal oksitlenme, solma ve kağıda işleme süresi farkını tespit ederek bu yüksek düzey profesyonel sahtekarlığı bilimsel, çürütülemez verilerle ifşa ederler. Elinizdeki eserin değerini, kimliğini ve akıbetini sağdan soldan, kulaktan dolma bilgilerle değil, mutlaka kurumsal, güvenilir bir firmadan profesyonel ekspertiz hizmeti alarak öğrenmeniz işte bu yüzden, maddi-manevi, telafisi imkansız bir mağduriyet yaşamamanız için kelimenin tam anlamıyla hayati önem taşır.

Tarihi Osmanlı Hat Levhalarının ve Asırlık Yazma Eserlerin Bilimsel Korunma Yöntemleri

Eğer firmamız tarafından yürütülen çok detaylı, laboratuvar destekli ekspertiz sonucunda, elinizdeki o eski eserin gerçekten yüzde yüz orijinal bir Hattat Şeyh Hamdullah şaheseri veya o 15. yüzyıl döneminin paha biçilemez bir Osmanlı hat sanatı başyapıtı olduğu resmi olarak tescillendiğinde, bilmelisiniz ki artık evinizde veya kasanızda sıradan bir eşyanın değil, korunması yasal olarak da zorunlu, tarihi ve kültürel, paha biçilmez bir milli emanetin ağır sorumluluğunu taşıyorsunuz demektir. Asırlık, 500 yıllık bu nadide eserlerin çürümeden, yanmadan, yok olmadan gelecek yüzyıllara, yeni nesillere sağlıkla aktarılabilmesi için profesyonel, uluslararası müze standartlarında koruma, çerçeveleme ve konservasyon şartları uygulanması hayati bir zorunluluktur, elzemdir. Yanlış, cahilce ev müdahaleleri ve bilgisizce saklama koşulları, eserin milyonluk antika değerini çok kısa bir sürede, aylar içinde tamamen sıfırlayabilir.

Müze Standartlarında Çerçeveleme ve %100 Asitsiz Malzemeler

  • Asitsiz (Acid-Free) Müze Malzemesi Kullanımı: 500 yıllık tarihi hat levhaları kesinlikle ama kesinlikle sıradan mahalle çerçevecilerinde bulunan asitli ucuz mukavvalara, kartonlara tutkalla yapıştırılmamalı veya çerçeve arkalarına esere destek, dolgu olması için asit fışkıran mdf, sunta, ucuz suntalam, eski gazete kağıdı gibi ağır kimyasal salınım yapan ahşap türevi malzemeler kesinlikle konulmamalıdır. Eser, %100 saf pamuktan üretilmiş, zamanla kesinlikle sararmayan, esere temas ettiğinde asit kusmayan, uluslararası müze tipi (museum-grade) asitsiz paspartular ile desteklenmeli, köşelerinden asitsiz bantlarla asılmalıdır.
  • Cam Temasının Kesin Olarak Kesilmesi: Eserin mürekkepli kağıt yüzeyi ile dış çerçevenin koruyucu camı arasında mutlaka, kesinlikle en az birkaç milimetrelik bir hava boşluğu (spacer/ayırıcı çubuklar vasıtasıyla) bırakılmalı, mürekkep, is veya varak altınlı bölgeler cama hiçbir şekilde, sıfır milim dahi temas etmemelidir. Temas halinde, odadaki en ufak bir nem ve ısı değişimlerinde camda terleme (kondensasyon) olur, asırlık değerli mürekkep ve altınlar cama mikroskobik olarak yapışır ve çerçeve yıllar sonra açıldığında eserden telafisi imkansız, paha biçilemez parçalar kopar, camda kalır. Bu durum eseri mahveder.

İklimlendirme: Isı, Nem Kontrolü ve Yıkıcı Işıktan Koruma

  • Zararlı Işıktan ve Morötesinden Korunma: Paha biçilemez tarihi eserler asla sıradan, ucuz pencere camıyla çerçevelenmemelidir. Zararlı morötesi (UV) ışınları %99 oranında bloke eden, filtreleyen, esere bakıldığında yansıma (parlama) yapmayan, özel optik kaplamalı müze camları (museum glass veya conservation clear glass) kesinlikle tercih edilmelidir. Işık, asırlık is mürekkebini ve kök boyaları solduran, aherli kağıdı yakarak gevreten ve eserin ömrünü kısaltan en sinsi, en yavaş düşmandır. Ayrıca, UV cam kullanılsa dahi, eser doğrudan direkt güneş ışığı (spot ışığı) alan duvarlara kesinlikle, hiçbir şartta asılmamalıdır.
  • Isı ve Nem Dalgalanmalarının Kontrolü: Organik pamuk veya ipek kağıtlardan, yumurta akı aherlerinden ve doğal is mürekkeplerinden oluşan antika eserler, bulundukları ortamın iklim dalgalanmalarına karşı adeta canlı, nefes alan bir organizma gibi aşırı derecede, mikroskobik olarak hassastır. Eserin asılı olduğu mekanın (salonu veya kasanın) bağıl nem oranı %45 ile %55 arasında, sıcaklığı ise 18-21 santigrat derece arasında yaz-kış termostatla sabit tutulmalıdır. Eserleri kışın yanan sıcak kalorifer peteklerinin tam üstüne, alevli şömine yanlarına, klimaların doğrudan buz gibi üflediği alanlara veya dışarıdan rutubet alma riski çok yüksek olan yalıtımsız dış cephe duvarlarına asmak; kağıdın hızla kuruyup büzüşmesine, üzerindeki aher tabakasının pullanarak, kar tanesi gibi dökülmesine ve eserin geri dönülemez bir hızla tahrip olmasına sebep olur.

Kurumsal Antika Hat Sanatı Değerleme ve Akademik Ekspertiz Hizmetlerimiz

Geçmişin o görkemli, sessiz şahitleri olan ve içlerinde koca, cihanşümul bir Osmanlı medeniyetinin o eşsiz estetik zevkini, sarsılmaz manevi inancını, dağları delen sabrını ve dünyayı kıskandıran zarafetini barındıran Osmanlı hat sanatı eserleri, çarşı pazarda sıradan alınıp satılan ikinci el ticari eşyalar veya basit mallar değildir; onlar büyük bir saygı duyulması, bilimsel laboratuvar yöntemleriyle korunması ve hak ettiği o gerçek uluslararası değerle, yüksek prestijle geleceğe, yeni asırlara taşınması gereken paha biçilemez, kutsal ulusal hazinelerdir. Bizler, sektördeki cehaletin, bilgi kirliliğinin, şeffaflıktan uzak karanlık alım-satım süreçlerinin, fırsatçıların ve esere zarar veren amatör yaklaşımların tam karşısında durarak; tamamen uluslararası müze normlarına uygun, bilimsel verilere dayalı, akademik uzmanlığa ve sarsılmaz etik değerlere, ticari ahlaka sıkı sıkıya bağlı kurumsal bir değerleme ve tam teşekküllü ekspertiz merkezi olarak Azərbaycan’de faaliyet gösteriyoruz.

Bize başvuran, elinde asırlık emanet taşıyan eser sahiplerine sunduğumuz süreç son derece net, prosedürlere uygun, güvenilir, saygılı ve mutlak ticari gizlilik (KVKK) esaslıdır. Süreç, elinizdeki eserin gün ışığında, gölgede kalmadan çekilmiş yüksek çözünürlüklü dijital fotoğraflarını (eserin tam bütünü, arkasındaki detaylar, ketebe/imza detayı ve tezhip dokusundan çok net çekimler) güvenli, şifreli iletişim kanallarımız üzerinden bize ulaştırmanızla ilk adımı atar. Uzmanlarımız tarafından yapılan ilk görsel, tamamen ücretsiz ön incelemenin ardından, eğer eserin orijinal olma potansiyeli çok yüksekse ve ciddi bir antika değeri taşıdığına kanaat getirilirse, eseri yüksek güvenlikli laboratuvar ortamımızda, hat sanatı alanında uzman akademisyenlerimiz, sanat tarihçilerimiz ve yeminli grafologlarımız eşliğinde fiziksel bir ekspertizden geçirmek üzere size özel, izole bir randevu oluşturulur.

Bu derinlemesine, mikroskobik ekspertiz sürecinde, eserin tam dönemi, hattatının kesin kimliği, kondisyon durumu puanlaması, dünyadaki nadirlik derecesi ve küresel sanat piyasasındaki (Sotheby’s, Christie’s veritabanlarındaki) güncel arz-talep dinamikleri, geçmiş müzayede satış rekorları ince elenip sık dokunarak hesaplanır ve size en doğru, en şeffaf, uluslararası her platformda geçerliliğe sahip kanıta dayalı, mühürlü kurumsal ekspertiz raporu sunulur.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Hat Sanatı ve El Yazması Eser Değerlemesi

Bu asil mirasa evlerinde veya kasalarında sahip olan köklü ailelerin, varislerin ve yeni koleksiyoner adaylarının akıllarına takılan temel, hayati soruları ve uzmanlarımızın bilimsel cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz:

1. Dedemden kalan, deri ciltli çok eski bir el yazması Kur’an-ı Kerim var. Bunun değerini öğrenmek için ne yapmalıyım, sizi mi aramalıyım? El yazması kitaplar sadece “eski” veya “yıpranmış” olmalarına göre yüksek bir değer kazanmaz. Değer; yazarının/hattatının kim olduğuna (Şeyh Hamdullah gibi bir efsane mi yoksa taşralı, isimsiz sıradan bir öğrenci mi?), tezhiplerinin (içindeki altın süslemelerinin) sanatsal kalitesine ve saray işi olup olmadığına ve en önemlisi kondisyonuna (kurt yemiş mi, eksik sayfası var mı?) göre belirlenir. Eserin baş (serlevha, fatiha ve bakara) kısımlarını, varsa en arkadaki imza (hatime/ketebe/dua) sayfasını gün ışığında titremeden, net bir şekilde fotoğraflayarak bize Whatsapp veya mail üzerinden ulaştırmanız halinde, uzmanlarımız ilk bilimsel değerlendirmeyi yaparak sizi en doğru ve güvenilir bir şekilde yönlendirecektir.

2. Hat eserlerinde levhanın, çerçevenin ebadının çok devasa büyük olması, eserin değerini otomatik olarak, boyutuna göre artırır mı? Bu, antika piyasasındaki en yaygın, en amatör ve tamamen yanlış inanışlardan biridir. Sanat eserlerinde doğrudan büyüklük (metrekare hesabı) veya kapladığı alan değil; sanatkarlığın kalitesi, harflerin ilahi kusursuzluğu, eserin nadirliği ve o eseri yazan ustanın tarihi kimliği esastır. Şeyh Hamdullah’ın yazdığı devasa bir celi sülüs mermer levha elbette çok değerli olduğu gibi, onun yazdığı avuç içi kadar küçük, kusursuz bir nesih dua kıt’ası da eşdeğer düzeyde, hatta piyasadaki taşınabilir arz azlığına göre çok daha yüksek bir koleksiyon değerine (milyon dolarlara) sahip olabilir. Boyut, tek başına bir sanat eseri fiyatlandırma kriteri asla değildir.

3. Altında imza (ketebe) bulunmayan, yazarı belli olmayan eski hat eserleri tamamen değersiz midir, çöpe mi atılmalıdır? Kesinlikle hayır! Lütfen imzasız eserleri değersiz, sıradan eski kağıt parçası görüp atmayınız veya hırpalamayınız. Osmanlı’da birçok büyük usta, Şeyh Hamdullah da dahil olmak üzere, dini bir tasavvufi tevazu inancı gereği, “yazan fani, yazılan baki” veya “gurura kapılmamak” düşüncesiyle ya da eserin büyük, çok ciltli bir kitabın sadece bir sayfası olması nedeniyle eserine bilerek ketebe (imza) atmamış olabilir. Laboratuvar ortamında mikroskop altında yaptığımız “şive”, kalem yolu ritmi, istif tasarımı ve mürekkep kimyası analizi yaparak ketebesiz, imzasız eserlerin hangi yüzyıla, hangi klasik ekole atfedilebileceğini büyük, bilimsel bir doğruluk payıyla tespit edebilmekteyiz. Şivesi çok güçlü, altın tezhibi saray işi bir imzasız, ketebesiz levha da son derece yüksek, tahmin edemeyeceğiniz bir koleksiyon değeri taşıyabilir.

4. Ekspertiz hizmeti almak için asırlık, paha biçilemez aile yadigarı eserimi size göndermem veya kargolamam riskli değil mi? Güvenliği ve gizliliği nasıl sağlıyorsunuz? Firmamız köklü kurumsal kimliği, devlete kayıtlı vergi levhalı yasal statüsü ve yılların getirdiği lekesiz, dürüst itibarıyla çalışmaktadır. İlk ön inceleme etabında eser kesinlikle kargoyla, kuryeyle veya otobüsle fiziksel olarak istenmez, sadece cep telefonuyla çekilmiş yüksek çözünürlüklü dijital fotoğraflar talep edilir. Eğer eserin potansiyeli çok yüksekse ve fiziksel, laboratuvar incelemesi şart ise, yüksek güvenlikli, kameralı ofislerimizde tamamen randevulu olarak, eser sadece ve sadece sizin gözetiminizde iken, masadan veya görüş alanınızdan asla ayrılmadan, resmi yasal teslim tesellüm tutanakları ve sigorta şirketlerinin güvenceleri altında inceleme yapılır. Sizin onayınız olmadan hiçbir işlem yapılmaz.

5. Eserimin değerini ve orijinalliğini resmi raporla öğrendikten sonra eseri size satmak zorunda mıyım? Üzerimde bir satma baskısı olur mu? Kesinlikle hayır. Biz tamamen bağımsız, tarafsız, faturalı ve profesyonel bir antika ekspertiz firması olarak Azərbaycan ve Avrupa çapında hizmet vermekteyiz. Öncelikli ve yegane görevimiz eserin doğru kimliğini tescil etmek ve size bilimsel raporu sunmaktır. Bizden sadece ekspertiz, danışmanlık raporu alıp eserinizi güvenle evinize veya banka kasanıza götürüp muhafaza edebilirsiniz. Satış kararı tamamen, özgürce ve hiçbir yönlendirme baskısı veya komisyoncu ısrarı altında kalmadan eserin yasal mülk sahibine aittir.

Ecdat Mirasını 500 Yıl Sonra Bile Güvenle ve Saygıyla Geleceğe Taşımak

Hattat Şeyh Hamdullah, Osmanlı hat sanatının asırlara, kıtalara yayılan ihtişamlı, estetik ve manevi hikayesinde o asil, zarif, kural koyucu ve efsanevi duruşuyla silinmez, çok derin bir iz bırakmış, kaleminden damlayan organik is mürekkebiyle harfleri adeta manevi birer, yıkılmaz mabed gibi inşa etmiş efsanevi, abidevi bir kurucu sanatkardır. Onun fırçasından dökülen her bir kavis, her bir nokta ve her bir milimetrik, tasarlanmış boşluk, içinde derin bir inancı, muazzam bir ilahi geometriyi ve yüzyılların biriktirdiği görsel bir tasavvufi ahengi barındırır. Aradan geçen 5 uzun asıra, yıkılan dev imparatorluklara, savaşlara ve değişen çağlara rağmen onun eserleri, ilk günkü o mucizevi diriliği, parlaklığı ve asaletinden hiçbir şey kaybetmeden modern dünyanın estetik algısına, en zenginlerin koleksiyon tutkusuna ve ruhumuza hitap etmeye, bizi büyülemeye devam etmektedir.

Evinizin en mutena duvarını süsleyen, bir ahşap konağın tavan arasından mucizevi bir şekilde çıkan veya bir aile yadigarı olarak sandığınızın, kasanızın derinliklerinde büyük bir hürmet, dua ve özenle sakladığınız o tarihi hat levhası, altın bezemeli o nadide murakka albümü veya deri ciltli, asırlık o el yazması kitap, sadece basit, alınıp satılan bir antika obje, bir yatırım aracı veya dekoratif bir duvar süsü kesinlikle değildir. O eser, kökleri asırlar öncesine uzanan muazzam bir medeniyetin, ilmek ilmek işlenmiş bir estetik zirvenin, sarsılmaz bir sabrın ve derin bir tasavvufi felsefenin somut, nefes alan, o çağı bugün yaşatan yaşayan bir tezahürüdür.

Bu eşsiz, dünyada bir daha tekrarı olmayan milli mirasa sahip çıkmak, onun taşıdığı gerçek tarihi ve maddi potansiyeli kulaktan dolma bilgilerle değil tamamen bilimsel yollarla öğrenmek, onu usta sahte kopyalardan veya matbaa baskısı ucuz taşbaskı örneklerden ayırarak doğru kimliğiyle tescil ettirmek ve fiziksel bütünlüğünü bilimsel, laboratuvar ve müzecilik koruma yöntemleriyle muhafaza ederek yarınlara, sizden sonraki gelecek nesillere eksiksiz aktarmak hepimizin boynunun borcu olan ağır, ulusal ve tarihi bir sorumluluktur.

Sizler de elinizde bulunan bu paha biçilemez kültürel hazinelerin üzerindeki zamanın sır perdesini aralamak, eserin taşıdığı gerçek sanatsal kimliği, ustasını ve dünya çapındaki önemini uluslararası standartlarda bir akademik, resmi raporla belgelendirmek ve gerekli tüm profesyonel danışmanlık, alım-satım ve restorasyon rehberlik hizmetlerinden en güvenilir, en dürüst şekilde faydalanmak için kurumsal, şeffaf altyapımıza ve yılların getirdiği tecrübemize sonuna kadar güvenebilirsiniz. Bizler, sektör içindeki sarsılmaz, lider ve öncü konumumuzla, sanat tarihine, ecdadın dökülen emeğine duyduğumuz sarsılmaz saygı ve alanındaki rakipsiz akademik uzmanlığımızla, eserlerinizin hak ettiği o gerçek itibarı, saygınlığı ve devasa antika değerini gün yüzüne çıkarmak için daima, büyük bir onurla ve sorumluluk bilinciyle yanınızdayız.

Whatsapp